23 Mayıs 2012 Çarşamba

Aşkistan!

Aşkımla İstanbulda bu güzel havada...

Hiç bir şey umursamadan...

Tanrı'ya şükranla...

Baharın ve aşkımın mis kokusu birbirine karışmış ruhumu ve zihnimi dinlendiriyorum.

İlkbahar burada... Çok daha anlamlı O'nun yanında...

Goncagül "Çağ"

11 Mayıs 2012 Cuma

Eksik Bahar


Mügelerin kokusu dolduruyormuş içimi…

Ilıılık esen yellerde dengemi sağlamaya çalışıyormuşum mavi bir kelebek gibi…

Sağa sola sendeliyormuşum istemeden, ama gideceğim yeri biliyormuşum.

En sevdiğim renk kırmızıdır ya, beyazı yakıştırıyorum bahar’a…

Bahçeye bakan bir mutfakta elimde fırından yeni çıkmış taptaze sıcak ekmeği dilim dilim kesiyormuşum…

Bir yandan çay demlenirken, büyük büyükannemden kalan porselen fincanlara doldurmanın heyecanını yaşıyormuşum içten içe…

O naneyi çok sever ya, naneli domateslerim de hazırmış

Kalbimin sesi gelişinin sesini bastırır da duymam diye endişeliymişim…

Olsunmuş

Nasıl olsa içeri sızan güneş ışığı gibi usulsa sızacak ve sarılacakmış boynuma. O zaman anlayabilirmişim geldiğini ve “umarım ekmek kokuyorumdur…” diyebilirmişim...

Her bir dilimin üzerine bir kaç dakika sonra yaşayabileceğimiz hayalleri sürüyormuşum…

Radyo’da en sevdigim Yael parçası çalarken huzur bir melodi gibi kulaklarımdan girip bütün hücrelerimi dolduruyormuş

Saatin yanında gözüme çarpan fotoğrafımız, hücrelerimi tek tek kilitliyor, huzurumun kaçmasını engelliyormuş

Çünkü gözlerinden doğru yola çıktığımda; zıplaya zıplaya selam veriyorum bütün esnafa! Bisikletli gençlerin arkasından ıslık çalıyorum! Bebeklerin yanaklarını öpmeye kıyamadığımdan makas alıyorum! Kafamı yaracak herhangi bir direğe aldırış etmeden masmavi gökyüzünü izleyerek devam ediyorum! Mügelerin kokusu kumruları mutlu ederken etraf ak mı ak sevinç boyuyormuş hayatı…  

Bahçem hazırmış. En sevdiğim çiçek tarlalara ve yol kenarlarına ait olduğundan burada, leylaklar, güller, mügeler, menekşeler ve laleler açıyormuş

Bembeyaz sandalyelerimin üzerine düşen yaprakları yok etmeden masamın üzerini lila bir örtüyle örtüp süslemişim… Bahçemi birde nane kokusu sarmış şimdi…

Kalbimin delicesine çarpmasına neden olan başka bir koku daha gelmiş sonra…

Oturmuş masama… elinde benim için aldığı çilek reçeliyle…
*
Şimdi baharım böyle değil. Şimdi baharın bütün güzel kokularına ragmen yarımım. Değil ekmek kokusu, fırını verseler iyi olmuyorum. Hasret bahar’a yakışmıyor. Bütün renklerin adı özlemken parmağıma çarpan bir böceğin tehditiyle kamçılanıyorum…

Biliyorum bitecek bu özlem ve bu ‘eksik’ geçirdiğimiz son bahar olacak.

Goncagül “Kumru”