28 Ağustos 2013 Çarşamba

Bir Kadın - Meryem Uzerli

Beynim zonkluyor...

Oldum olası insanların dış görünüşüne zerre saygısı olmayıp bir de bunu dalgaya alan insanlara deli oluyorum!
Ki bu büsbütün başka bir yazı konusu ve deli olmak çok kibar bir davranış.

Asıl konu, bir insanı, naif bir kadını bu denli incitebilmiş olmak.
Ağzından çıkanları duymaksızın karşısındakinin onurunu hiçe saymak...
Beraber olduğu kadının duygularını örselemenin doğrudan kendi şahsına ettiği bir küfür olduğunun farkında olmayan karşı cinsler...

Meryem Uzerli'nin röportajını okurken aslında binlerce kadının yaşadığı bu aşağılanmışlığı düşündüm. Kimi maddi gücünden kuvvet alıp dimdik duabilirken, kimi o adama muhtaç olduğu için gidemiyor. Kimisi hiç umursamayıp çocuğunun canına kıyarken, kimi de "Tanrı'cılık oynayamam..." diyebilecek kadar yürekli olabiliyor. Hiç tanımadığım bir kadınla gurur duyuyorum. Son derece saygım ve sevgim var Meryem'e... ve tanımadığım onun gibi nice güçlü kadınlara.

Bu travmanın kurbanı olmuş, intiharı bile düşünmüş, hayatındaki güzellikleri elinin tersiyle itecek kadar kahrolmuş bir kadınken; yinede kolları sıvayıp kendi için hiçbir şey hesaplamadan kaçıp giden ve kendini kurtarıp yaşatan bir kadın. 
Kariyerine, söylentilere ve  birzamanlar 'sevgili' olmus 'adam'a rağmen içinde yaşatmaya karar verdiği bebeği...

Gönül ister ki tüm psikolojik baskılarla kendilerini öldürenlere karşı dimdik durabilen böyle kadınlar olsun!
Tanrı'nın, onları ne kadar güzel ve değerli yarattıklarını unutturmaya çalışan her kötülüğü silip atsınlar hayatlarından...
Bugün binlerce genç kız da böyle saçma sapan durumlar yüzünden özgüven kaybı yaşıyorlar ve en önemlisi buna bir dur diyecek mecalleri olmadan! 
Bazıları içinde bulunduğu durumun farkında olmayıp çoktan oyuncak olmuşken, bazıları ise kurtulmanın yollarını arayabiliyor.





Çok geç olmadan aynadaki yüzü tanı...


Goncagül "Güç"

20 Ağustos 2013 Salı

Return of Mrs Rosebud

Nasıl özledim!
 İnsanın sevdiği, kardeşi, anası-babası, yani kısaca en değerlileri aklından çıkmaz ya; hep bir köşesinde kalır... Gidemeyip göremediğinde hep biriktirirsin anılarını bir gün uzuuuun uzun anlatmak için, öyle özledim!  Öyle aklımdaydın. Elleri sıvamak istedim ama öyle bi içindeyim ki hayalimin, hiç elim gitmedi... Uzatasım gelmedi. Yazasım anlatasım olmadı... Anlatabilmek için çırpındığımı düşünsemde aslında hiç fırsat  yaratmadım! Elimi bile sürmek istemedim. Ama hep özledim. Bağımlılık derecesinde sevdiğim yazı yazma olayı bu sefer o kadar uzak görünüyordu ki bana.

Anlatacak çok şey var unutulmasın istediğim...
Evimden yazıyorum.
Kendi yuvamdan.
Tâ oniki yaşından beri hayalini kurduğum o perde havalanıp duruyor şu anda.  Yine en sevdiğim müzik çalıyor. Mor bir orkidem var. Benim kadar çok konuşmuyor ama susuşarak anlaşıyoruz.
Aslında sen hariç heryere yazdım. İstanbul adlı defterim sen yokken en büyük arkadaşımdı. Şimdi ise çok uzun zamandır görmediği bir dostuna nereden başlayacağını bilmeyen utangaç birisi gibi nasıl sarılacağımı bilmiyorum.
Sanki o kadar yazıyı ben yazmamışım! Sanki aylarca sen dinlememişsin beni. Her kafam bozulduğunda, mutlu olduğumda, deli olduğumda, ..soluğu burada almamışım gibi!
Yabancı gibi.


Garip, ama yepyeni bir hayatın içinde birşeyler anlatmak zor, itiraf ediyorum. Bu heyecanlı ve benzersiz temponun içerisinde ruhum başka türlü yenilenirken içimden hiç anlatmak gelmedi. Benim gibi yazı tutkunu biri için itirafı hiçte kolay değil, ama gerçek : )


Çok güzel...
Çok mutluyum...
Yüreğim şükran dolu...
Zihinlere ve kalplere, olur olmadık sorular ile korku salmak isteyenin oyunlarına rağmen endişelenmemeyi öğreniyorum.
Hayatımın bu yeni sayfasında özümden gitmek zorunda olanlarda var, eklenenlerde...
Yenileniyorum.

Yepyeni bir sayfaya transfer olacaklara, evleneceklere, ülke değiştireceklere ve hatta yaşamında 'statü' değisimine uğrayacağına inananlara; hiçkimseden, hiçbirseyden, hatta kendinizden, asla ama asla korkmayın. Zira tadı damağınızda kaldığında boş yere kaygılandığınızı göreceksiniz : )


Böyle işte.


Goncagül " Mrs. Mutlu"