4 Nisan 2015 Cumartesi

Evlilik Gözü

Çok uzun zamandır dünyanın renk değiştirdiğini hissediyordum, ama evlendikten sonra bu hissiyat bende tavan yaptı. Evlilik, insanın birçok şeye olan bakış açısını değiştiriyor. Belki kimilerine göre bu evlilikten değil, yaş olgunluğu ile gelen bi şeydir. O da var muhakkak. Ama benim dediğim daha farklı bir durum. Evlilik sana etrafında olup bitenleri daha net gösteren bir gözlük gibi olabiliyor. Mesela dostlarını. Aslında hiç var olmadıklarını… ağır gelebilir bu söylediğim. Hiçbir zaman, ne olursa olsun dile getirmek istememiştim. Ama kendimi kandırabilir miyim ki? Ne zamana kadar kendime saygısızlık edebilirim? Bu yüzden, düşündüğümü şurada ölümsüzleştirmekten çekinmiyorum. Tıpkı, bekar odam'da olduğu gibi, kendi evimin minik misafir odası'nda, içimden geldiği gibi yazıyorum. Süslemeden ya da saklamadan.
Tanıdık geldi bu kokum… bu duygum. Uzun zamandır üzerini örttüğüm bir çekmeceymiş gibi açtım ve çıkardım içinden. Çünkü gerek yok. Bildiğim, inandığım, en önemlisi hissettiğimi yokmuş gibi kaldırmaya hakkım yok. Neyse o.
Geçenlerde yine bir şey oldu da, arkadaşımız Emre’ye dedim; “dost kötü günde belli olur” lafının bir diğer ve gerçek versiyonu “dost asıl mutlu gününde belli olur” dur bence. Eskiden olsa anlamazdım bunu. Kendine, ne olursa olsun senin mutluluğunu derinden hissedip yanında olan bir dost edineceksin. Gerisi boş.
Sadece bu değil evlilik gözlüğünün gösterdikleri… Kendini de görmeye başlıyorsun. Üstesinden gelemeyeceğini düşündüğün her duygunun ve her olayın nasıl da içinden çıktığına şahit oluyorsun. Tuhaf bir güç ve sorumluluk duygusu kaplıyor içini. Asla yapmam dediğin şeyleri yapıyorsun. Asla söyleyemem dediklerini söylüyorsun… Okumam dediklerini okuyor, dinlemem dediklerini dinliyorsun. Kendi iç varlığında sanki yıllarca büyüttüğün ama saklanan, ve henüz tam tanıyamadığın başka bir sen daha doğuruyorsun. Zamanla… her ihtiyaç olduğunda. İtiraf etmem gerekirse bu ilk günlerde beni korkutuyordu. Alışmışım ben yıllarca inşa olmuş Goncagül’e. Nasıl kabul edebilirim değişimi? Doğru mu bu yanlış mı derken tüm reflekslerin ve düşüncelerin bana ait olduklarını gördüm. Sonra dedim; ben başka birini giyinmiyorum ki. Öyleyse neden korkuyorum? Benim olanı yaşıyor olmak beni neden korkutsun… Cevap gecikmedi. Büyümek…
Büyüyor olmak benim için aynı zamanda, yalnızlık, daha fazla sorumluluk, değişim, vs demek olduğu için hep korktum. Artık korkmuyorum. Patlamaya yüz tutmuş sivilce hep kaşınır kaşınır da bir türlü ucunu göstermez, ama oradadır kabarmıştır, kızarıp bozarmıştır ya hani…hem patlamasın istersin hem de patlasa da artık kurtulsam dersin. Onun gibi. İlginç benzetme oldu…
Kaşındı benimkide. Sancılı oldu. Kabardı. Kızardı. Bi türlü patlayamadığı için görüntüm de bozuldu. Affalladım yani. "Şimdi duygu dağarcığımdan hangi duygu ile tepki vermem lazım"lı günler geçirdim. Hah buldum! Aynı şey gibi. Ergenlik! Hani ne çocuksun ne de genç kız : ) onun gibi…
Kendi özbeöz evinin kadını olma durumu hem çok güzel, hem ürkütücü oldu. Hele benim gibi her konuda, ama HER konuda arkasını düzelten, toplayan, süsleyen, parlatan bi anan varsa…
Parlatma sırası bana gelince yeni yürümeye çalışan Bambi gibi hissettim kendimi. Ama oluyor. Gözlük yardım ediyor. İçgüdüsel olarak öğreniyorsun.
Bambi’yim mambiyim ama peşinde olduğum şeyi iyi biliyorum. En önemlisi bu.
Hedefi belirlemediğin sürece yürüdüğün yolun doğruluğu da muamma oluyor.
Ama yolunu bildiğin sürece hedef için değişim gerekli. Ve iyi.



Bu yazı daha uzar gider…

Yaşasın gerçeğin izleri…

Goncagül “Mesut Bahtiyar”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aman diyim birdaha düşün!