18 Şubat 2012 Cumartesi

Yirmidört Mart İkibinoniki

Birgün böyle bir yazı yazacağımı söylese biri, henüz inanmazdım.

Daha doğrusu bu kadar istekli ve kararlı olacağım söylense inanamazdım.

"Daha var" derdim.

Hatta...

"Daha çok var" derdim.

Nedense hiç bilmediğim halde zaman biçerdim. 

Sanki 'o' zaman olabilecekmiş gibi. Simdi olamazmış gibi. O denli uzak. 'O denli'nin ne denli olduğunu bilmediğim halde hem de...




Ben evleniyorum.

Daha doğrusu,

Biz evleniyoruz.

Yazarken bile beni heyecanlandıran bu durum inanlımaz. İnanılmaz olmasının sebebi biraz benim; Benim bütün kalbimle sevip, güvenip kollarımı kocaman açıp büyük bir kararlılıkla  bu adımı atıyor olmam. 
Biraz o; Beni bu kadar çok sevip, güvenip kollarını kocaman açıp büyük bir kararlılıkla bu adımı atıyor olması
Biraz da, hiç ummadığım anda yetişmesi. Sevinçler gibi. Cız etti kalbim. 



Seni her görüşümde, sesini her duyuşumda ilk seferki gibi çarpan bir yüreğim var. Bakışlarında deliren bir ruhum var. 
Beden nedir ki? Bedenim nedir ki... Senin tenime deyen ellerin nedir ki dans eden, sarılan ruhlarmızın yanında? Aklım duruyor bazen. Kelimelerim birbirine karışıyor. Her durumda, herşeye rağmen dolup taşıyorum sana. 

Sen, ömrümün sonuna kadar 'evet'imsin. 

Goncagül "Bride" :-)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aman diyim birdaha düşün!